Elinizi soframızdan çekin!
Tüm ücretler yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın!
Asgari ücret bu yıla tarihte ilk defa açlık sınırının altında başladı. “Enflasyonu dizginleyeceğiz” diye çıktıkları bu yolda alım gücümüz her geçen gün daha da azalıyor. Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim toplam servetin yüzde 42’sine, yüzde 10’luk kesim ise yüzde 70’ine sahip. Paradan para kazanan bir avuç rantçıyı, açlık sınırında yaşayan milyonlar besliyor.
Yetmiyor, vergilerimizle inşa edilmiş ne kadar kamusal yapı varsa özelleştirmek için kolları sıvıyorlar. Bizler emekçiler için “kaynak var!” diyoruz. Zenginlerden artan oranlı servet vergisi alınmalı, Yap-İşlet-Devret projeleri tazminatsız kamulaştırılmalıdır. Ücretlere ve emekli aylıklarına üç ayda bir gerçek enflasyon oranında zam!
Tek Adam rejimine son! Bağımsız ve Egemen Kurucu Meclis!
Baskısız, yasaksız gerçek bir siyasal demokrasi için Tek Adam rejimi son bulmalı, tüm demokratik haklar güvence altına alınmalıdır. Grev yasaklarıyla, siyasi baskılarla ve antidemokratik uygulamalarla ayakta duran bu baskı rejimine, geleceğimizin ipotek altına alındığı bu düzene mahkûm değiliz. Hukuksuz ve keyfi yöntemlerle toplumsal muhalefet sindirilemez. Siyasi tutsakların serbest bırakılması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün, sendikal hakların önündeki engellerin kaldırılması için mücadeleyi büyütmeliyiz. Tek Adam rejimi uzlaşmayla değil mücadeleyle son bulacak, Bağımsız ve Egemen Kurucu Meclis için birleşik mücadeleye!
Emperyalist bağımlılık politikalarına son! NATO’dan çıkılsın!
Savaş politikaları ve emperyalist bağımlılık, krizin yükünü katlayarak emekçilerin sırtına bindiriyor. Türkiye’nin enerji, savunma ve ekonomi politikalarında dışa bağımlılığını derinleştiren bu ilişkiler ağına son verilmelidir. NATO’dan çıkılmalı, üsler kapatılmalı, İsrail’e tam ambargo uygulanmalı ve emperyalist savaş politikalarının parçası olunmamalıdır. Ülkenin kaynakları savaş ve rant politikalarına değil, emekçilerin ihtiyaçlarına ayrılmalıdır.
Mücadeleleri birleştirelim, Emek İttifakı’nı örelim!
Tüm bu karanlık tablo içinde, daha iyi çalışma koşulları için direnen işçiler var. Ancak mücadeleler yalıtık, parçalı ve programdan yoksun. İşçi Demokrasisi Partisi olarak bu tabloyu tersine çevirmenin yolunun Emek İttifakı’nı inşa etmekten geçtiğini söylüyoruz. Tüm emekçileri, insan onuruna yaraşır bir yaşam için örgütlenmeye çağırıyoruz. 1 Mayıs işçilerin yeniden mevzi kazanma günüdür. Tüm sendikaları, işçi ve emekçileri, kitlesel ve birleşik bir 1 Mayıs’ı örmeye davet ediyoruz!
Yaşasın 1 Mayıs!


