Bu yıl da Onur Ayı’nı Tek Adam rejiminin işçilere, emekçilere, kadınlara, lgbti+lara, gençlere ve ezilen halklara dönük çok yönlü saldırılarına karşı onurumuzu ve hayatlarımızı savunurken karşıladık.

Tek Adam rejimi acımasızca uyguladığı ekonomik yıkım programı ile zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul hale getirirken güvencesiz, kuralsız, örgütsüz koşullarda kölece çalışmaya itiraz eden emekçiler ise özel sektör öğretmenlerine yapıldığı gibi polis şiddetine maruz bırakılıyor.

Kitlelerin desteğini yitirdikçe saldırganlaşan Tek Adam rejimi çareyi en temel hak ve özgürlükleri keyfi olarak çiğnemekte ararken, halkların düşmanı NATO’ya karşı meşru muhalefeti örgütleyen siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin üyeleri hukuksuz gözaltı ve tutuklamaların hedefi oluyor.

Tek Adam rejimi yarattığı ekonomik ve siyasi enkazın üstünde kendi devamını sağlayabilmek için zora başvurduğu gibi ideolojik bir savaş da yürütüyor. Bu savaşla yanına çekmek istediği kafası karışık kalabalıklara düşman olarak işaret ettiklerinin başında ise lgbti+lar geliyor.

Kapitalizmin çoklu kriz sarmalı içinde tüm dünyadaki otoriter hükümetlerin yaptığı gibi Tek Adam rejimi de toplumun geri kalanı nezdinde lgbti+ları şeytanlaştırmak için yoğun bir mesai yürütüyor. Patriyarkanın ve sermayenin yeniden üretimi için korunması elzem görünen aile kurumu devletin tüm imkânları ile kutsanırken, lgbti+ların sadece görünür olması dahi topluma karşı işlenmiş bir suç gibi lanse ediliyor, varoluşları yasaklanmak isteniyor.

Lgbti+ hak savunucusu kurum ve kişiler cezalarla yıldırılmaya çalışılırken, sürekli ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilen lgbti+ karşıtı yasa taslakları ile sınırları patriyarka tarafından çizilen makbul erkeklik ve kadınlık rollerine sıkıştırılmayı reddeden herkes sindirilmek isteniyor. İktidar sözcüleri ve iktidar güdümündeki basın sürekli olarak lgbti+ları insandışılaştırarak hedef gösteren bir nefret söylemi kullanmaktayken, hapishanelerde lgbti+ tutsakların yaşamına ve sağlığına kast eden hak ihlalleri artıyor. Lubunya varoluşlarımızı yok etmesi mümkün olmayan Tek Adam rejimi bizleri görünmez kılmaya çalışıyor; bu uğurda her fırsatta lgbti+ kurumlarının sosyal medya hesaplarını kapattırırken, Onur Ayı vesilesiyle gerçekleştirilen tüm etkinlik ve eylemleri de engellemeye çalışıyor.

Halbuki hayatın olduğu her yerde lubunya varoluşlarımız da var. Lubunyaların olduğu her yerde ise direnişin, örgütlenmenin, yoldaşlaşmanın bin bir yolu bulundu, bulunuyor. Tam da bu yüzden ne Tek Adam rejimi ne dünya üzerindeki herhangi bir burjuva hükümeti lubunyaların varoluşunu yasaklamayı bugüne dek başarabildi, bundan sonra da başaramayacak.

Bundan iki gün önce İstanbul sokaklarını şanlatan Trans Onur Yürüyüşü katılımcıları bu gerçeği bir kez daha gösterdi. 28 Haziran Lgbti+ Onur Yürüyüşü ile sokaklar yine lgbti+ların isyanına ve taleplerine sahne olacak.

İDP’li Lgbti+lar olarak Onur Ayı’nı selamlarken tüm emekçileri Tek Adam rejimine, kapitalizme ve patriyarkaya karşı yürüttüğümüz mücadeleleri taleplerimiz etrafında birleştirmeye davet ediyoruz.

• Lgbti+ların maruz kaldıkları ayrımcılığa, dışlanmaya ve marjinalleştirmeye hayır! Anayasanın eşitlik ile ilgili 10. maddesine “cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim” ibaresi eklensin!

• Lgbti+ların ifade, eylem ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alan baskılara son!

• Kadınları ve lgbti+ları hedef alan suçlarda cezasızlığa son! Lgbti+lara dönük nefret suçları ve nefret cinayetleri yasalarda açıkça tanımlansın!

• Transların hormona erişimine ve cinsiyet uyum süreçlerine dönük tüm fiili ve hukuki engeller kaldırılsın!

• Translar başta olmak üzere lgbti+ların istihdama eşit katılımı önündeki engeller kaldırılsın! Lgbti+ların işyerlerinde şiddete ve mobbinge uğramalarını önleyecek, haklarını koruyacak düzenlemeler acilen yapılsın! Bu ve benzeri düzenlemeleri öngören ILO 190 Sözleşmesi imzalanıp etkin uygulansın!

İDP’li Lgbti+lar